KIYMIK

ne kadar soru var toplanıp
dilimi bulacağım
yolu açmaya gelmiş

bu şiire
öyle başladım

sonradan kime sunacağımı bilmeden

sonradan kimin sunulacağını bilmeden

antik çağların ışığında
kurban taşı yontan
esrik bir yontucuyla konuşa konuşa

döndüm içimde

sonradan kimin öldürüleceğini bilmeden
vitrininde türlü silahlar sergileyen
dükkânını açan tacirle

her dilini arayanın bir yerde
delisiyle
karşılaşmasının kaçınılmazlığını
kabul ettim

norm dışı
normal dışı
kal

güz bulutları
kış bulutları
bahar bulutları
yaz bulutları
bulutlar

bulutlar rüzgâra
ne der

şair olsam

bilirdim

bir ömrün özeti
nereye çıkarılabilir
aşka mı

bir ömrün

ayrılığa
mateme

bir ömrün özeti
sevince mi

acıya

saçlarıma düşmesi geciken
beyazların acele etmemesini olağan buluyorum

direniş
dikleniş
reddediş

elbette

üstüne kurşun yağarken
düşmana güvercin ölüleri atan

taşra

bir damla
bir taşa
ne der

bir ömrün özeti için
ne der

sirenler
şehir sis içinde

kundaklanmış bir bebek resmi duruyor arkamda

düşmemek için iskelede birbirine tutunmuş
vapurların her günkü yolcularına küs günü

kıyıyla deniz
birbirine
ne der

şair olsam
söylerdim

ENVER TOPALOĞLU